Yıl: 2001/ Cilt: 3 Sayı: 2 Sıra: 3 / No: 64 /     DOI:

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu'nun Ülkemizde İstihdamın Artırılmasına İlişkin Görüşleri
Bülent PİRLER
TİSK Genel Sekreteri

İşsizlik Türkiye'nin yapısal sorunlarından birisidir. Ülkemizde istihdam artışları ekonomik büyümenin gerisinde kalmakta, tarım sektörünün istihdamdaki ağırlığı devam etmekte, toplam istihdam içinde ücretli kesimin payı artırılamamaktadır.

Gelmiş geçmiş hükümetlerin gerek ekonomik büyüme, gerek istihdam alanında yürüttükleri hatalı politikalar, işsizliği toplumumuzun bir numaralı sorunu haline getirmiştir.

Kamu müdahalelerinin kaynak üretimini engelleyen yapısının devam ettirilmesi; büyümenin yatırıma değil ithalata dayandırılması ve rant ekonomisi, kalkınma hızımızı, bırakınız bizim gibi hızlı yol almak zorunda bulunan orta gelirli ülkeleri, gelişmiş ülkelerin dahi altına indirmiştir. Özel sektörün üretken yatırımlarda bulunma eğilimi bu şekilde kısıtlanıp işsizlik artırılırken, yanlış istihdam politikaları da söz konusu süreci ülkemiz aleyhine kuvvetlendirmiştir.

İşletmelerin işçi çalıştırmaya ilişkin yükümlülüklerinin sürekli ağırlaştırılması ve "dünyanın en katı çalışma mevzuatı" olan çalışma yasalarımızın esneklik ilkelerine göre yenilenmemesi hem özel sektörü yeterince istihdam yaratamaz hale getirmiş, hem de kayıtdışı sektörü büyütmüştür. Bu sebeple Türkiye'de istihdam artış eğilimi, büyüme hızından da küçüktür. Son on yılda milli gelirimiz % 40 artarken, toplam istihdam artışı % 15'te kalmıştır. Yıllık ortalama istihdam artış oranı % 1.4 olup, % 2.6'lık aktif nüfus artışının çok altındadır.

Öte yandan, yaşanan ekonomik kriz nedeniyle ülkemiz işsizlikte önemli artış tehlikesi ile yüz yüzedir. İşsizlikte artış riskini göğüsleyebilmek için reel sektörün üretim, yatırım ve istihdam yaratma gücünü destekleyecek "Rekabet Gücü Politikası" ve "Üçlü İstihdam Politikası" oluşturularak uygulanmalıdır.

Çağdaş dünyada işsizliği azaltmak, işçi-işveren-hükümet kesimlerinin ortak çalışmaları ile mümkündür. Dahil olmak istediğimiz Avrupa Birliği'nin İstihdam Stratejisi, bunun en iyi örneğidir.

AB İstihdam Stratejisinin;

- İşletmelerin istihdama ilişkin mali ve yasal yüklerinin azaltılması,

- Girişimciliğin teşviki,

- Eğitimin işçi-işveren işbirliği araçlarıyla geliştirilmesi,

- Esneklik süreçlerinin yaygınlaştırılması,

- Atipik çalışmaların özendirilmesi ve yaygınlaştırılması,

- Bürokrasinin engel olmaktan çıkarılması vb. ilke ve uygulamaları ülkemiz kamu politikalarına yol göstermelidir.

Diğer taraftan, AB'nin büyüme ve istihdam alanında ABD'ye benzemeye çalıştığı da mutlaka dikkate alınmalıdır. ABD, girişimciliğe azami destek ile, özel sektörün yatırım ve istihdam yaratma azmini sınırlayan tüm engelleri kaldırmıştır. Bunlara, özellikle işgücü piyasasının esnek şekilde düzenlenmesi de dahildir.

Konfederasyonumuzun, istihdamın geliştirilmesi için Hükümetimizce acilen uygulanmasını gerekli gördüğü başlıca önlemler şunlardır:

 1. Ekonomik istikrarın sağlanması, yatırım, üretim ve istihdam artışı için temel şarttır. Enflasyonsuz ortamda sürdürülebilir bir ekonomik büyüme; kamu açıklarının kontrol altına alınmasına, prodüktif yatırımlara ağırlık verilmesine, iş çevrelerinin ekonomiye olan güvenlerinin artırılmasına bağlıdır.

Bu çerçevede;

  • "Küçük ve Etkin Devlet" ilkesine uygun olarak ekonomide devletin ağırlığı azaltılmalı,
  • ekonomik alanda AB'nin Maastricht Kriterleri'ne özdeş kurallar getirilmeli,
  • kamu hizmetlerinde Toplam Kalite Yönetimi'ne geçilmeli,
  • kamuda verimlilik programı başlatılmalı, harcama reformu yapılmalı,
  • kamu personel reformu gerçekleştirilmeli,
  • özelleştirme, şeffaf şekilde, kesimlerin katılımı ve sermayenin tabana yayılması amaçlarına yönelik olarak hızlandırılmalıdır.

2. "Minimum Bürokrasi" ilkesi benimsenmeli; yatırım yapan, istihdam yaratan, gelir üreten müteşebbisin faaliyetlerini kolaylaştıran bir bürokratik zihniyet değişimi gerçekleştirilmelidir.

3. İşletmelere yönelik tüm mevzuat, girişimciliği destekleyen yaklaşımla yenilenmelidir.

4. Yatırım yapacak firmalara finansman ve teknoloji desteği sağlanmalıdır.

5. Yeni teknolojilerin ithali ve ihracı desteklenmelidir.

6. Girişimcilere daha fazla finansal sermaye ve risk sermayesi imkanı sağlanmalıdır.

7. Yeni kuruluş ve yatırımlara kolaylık gösterilmelidir.

8. Ülke ekonomisinin bel kemiğini oluşturan KOBİ'ler her türlü araçla desteklenmelidir.

9. Özel sektör tarafından kurulan Organize Sanayi Bölgeleri'nin desteklenmesi için "yatırım indirimi" nispeti artırılmalıdır.

10. Üretimi ve rekabet gücünü esas alan ulusal ücret politikası İşçi-İşveren-Hükümet ortak çalışması ile tespit edilip uygulanmalıdır. Bu politika şu temel amaçları taşımalıdır:

  • İşletmelerin ve ekonominin üretim ve rekabet gücünü artırmak,
  • Çalışanın satınalma gücünü korumak ve yükseltmek,
  • Verimliliği artırmak, Ø Enflasyonu yükseltici etki yapmamak,
  • İstihdamı korumak ve geliştirmek,
  • Yatırımları desteklemek,
  • Eğitimi, yeni teknolojileri ve işgücünün nitelik düzeyini artırma hedeflerini desteklemek.

Uygulamada temel koşul, ekonomimizin işgücü maliyeti genel düzeyi ve artışlarının, iç ve dış piyasalarda rekabet ettiğimiz ekonomilere göre düşük tutulmasıdır. Toplu iş sözleşmeleri ile yapılan ücret artışları ve devletin istihdam vergilerinin bu hususu dikkate alması zorunludur. Ulusal Ücret Politikası ile, örnekleri yurtdışında sıklıkla görüldüğü üzere, konfederal düzeyde (ülke düzeyinde) çerçeve anlaşmalara geçilmeli, bu anlaşmalar işgücü maliyetinde yapılabilecek azami nominal artışı saptamalı ve işkolu/işyeri toplu iş sözleşmeleri ile kamu kesimindeki ücret artışlarında bu koridor esas alınmalıdır. İşveren yükümlülükleri, bordro kesintileri ve diğer istihdam vergileri de söz konusu Politika ve Üçlü Anlaşmaya uygun olmalıdır.

11. Sosyal amaçlı fon uygulamaları, yüksek oranlı sosyal sigorta primleri, kıdem ve ihbar tazminatlarının ağırlığı, çevre, işyerinde hekim çalıştırma, zorunlu istihdam uygulamaları, kreş ve anaokulu işletme vb. yüklerin gözden geçirilerek, rekabet etme ve istihdam yaratma hedeflerini gerçekleştirmeye imkan tanıyacak bir düzeye çekilmesine ve teşvik edici yönü ağır basan bir yaklaşımla ele alınmasına ihtiyaç bulunmaktadır. İşletmede çalışan sayısı arttıkça işletme yükümlülüklerinde azalışı sağlayacak bir sisteme geçilmelidir. Söz konusu sosyal yükler hafifletilirken, topluma rekabet gücü kaybı, yatırım azalması, işsizlik, gelir kaybı vb. şekillerde yansıyacak ilave sosyal yükler de getirilmemelidir.

12. Çalışma mevzuatımız, "esneklik" ilkesine göre yeniden düzenlenmelidir. 1971 yılında yürürlüğe giren 1475 sayılı İş Kanunu'ndaki hükümlerin birçoğu günümüz çalışma hayatının çok gerisinde, ekonomik, sosyal ve teknolojik gelişmeler karşısında son derece katı ve tarafların anlaşmalarına imkan tanımayan düzenlemeler içermektedir. Bunun sıkıntısını sosyal taraflar, özellikle ekonomik kriz dönemlerinde yaşamakta ve toplu iş sözleşmeleri ile katı düzenlemeleri aşmak için çeşitli formüller geliştirmektedirler. Yapılan uluslararası araştırmalar da OECD ülkeleri içinde en katı çalışma mevzuatının Türkiye'de olduğunu teyid etmektedir. OECD tarafından yapılan bir araştırmada 24 ülkenin çalışma mevzuatı, esnek çalışma karşısındaki engeller açısından karşılaştırılmıştır. Buna göre, ekonomik gelişmeye en elverişli çalışma mevzuatı 4 üzerinden 0.2 katılık derecesi ile ABD'de bulunmaktadır. Türk çalışma mevzuatı ise 4 üzerinden 3.8 puan ile en kötü notu almıştır. Yine OECD verilerine göre, çalışma kuralları esnek düzenlenmiş ekonomilerde işsiz kalan bireylerin iş bulma süreleri çok daha düşüktür. ABD'de işsiz kalanların %44'ü bir aydan kısa sürede iş bulabilirken, Türkiye'de ise bu oran OECD tespitlerine göre "sıfır"dır. OECD tarafından yapılan bir başka araştırma da, işten çıkarma kurallarının katı olduğu ve ağır yaptırımlar içerdiği ülkelerin büyük çoğunluğunda (Avusturya, Almanya, İtalya, Belçika, Japonya, Yunanistan, Hollanda, Fransa ve İspanya) 1990-98 döneminde, 1980-90 dönemine kıyasla, toplam faktör verimliliği artış hızında düşmeler olduğunu; buna karşılık işe alma ve işten çıkarmanın kolay olduğu ülkelerde ise verimlilik artışının hız kazandığını ortaya koymaktadır. Reel sektörün yatırımları, üretimi ve ihracatı artırabilmesine olanak sağlamak, bu suretle kalkınmayı hızlandırmak ve böylece en önemli sosyal sorun niteliğindeki yaygın işsizliği azaltmak için artık Türkiye'de de İş Kanunu'ndan başlamak üzere, çalışma mevzuatının katılıktan ve çifte yükümlülüklerden kurtarılması şarttır. İş Kanunumuzun çağdaş bir yapıya kavuşturulabilmesi için; • Uluslararası normlarla uyumlu olmalı, • İşsizlik Sigortası'nın yürürlüğe girmesi nedeniyle, bu sigorta dalının üstlendiği fonksiyonları da içeren kıdem ve ihbar tazminatlarını yeniden düzenlemeli, • Özellikle iş süresinde, ücrette ve istihdamda, işletmelerin ekonomik değişimlere hızla adapte olabilmelerini sağlayacak esnek uygulamalara imkan tanımalı, • Atipik çalışma modellerini düzenlemeli, • Uygulanabilirlik kapsamını genişletmeli, • Değişen ihtiyaçlara cevap verebilmeli, • Artık uygulama alanı kalmamış hükümlerden arındırılmalıdır.

13. OECD ülkeleri arasında en katı çalışma mevzuatına sahip olduğumuz ve işletmelerin mevcut yükümlülükleri görmezden gelinerek Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nca hazırlanan, uluslararası normlarla hiçbir uyum sağlamayan "İş Güvencesi Yasa Taslağı" üçlü çalışma ile değiştirilmeli, İş Kanunumuz bir bütün olarak ele alınarak ülkemiz ESNEK VE ÇAÄžDAŞ BİR İŞ KANUNU'na kavuşturulmalıdır.

14. Hayatboyu eğitim süreçleri yaratılmalı ve işletme içi mesleki-teknik eğitim desteklenmelidir.

15. İstihdamın artırılması konusunda Avrupa Birliği üyesi ülkelerde görüldüğü gibi bir "Ulusal Eylem Programı" süratle hazırlanıp yürürlüğe konmalıdır. Bu program, sosyal taraflar ve sosyal taraflarla merkezi hükümet kuruluşlarından başlayıp en küçük yerel yönetim birimlerine kadar tüm kamu kuruluşları arasında çok yoğun bir işbirliğine dayandırılmalıdır. Yine, program çerçevesinde istihdam yaratmaya hazır ve hevesli işverenler teşvik edilmelidir:

¨ Bir yıl içerisinde işçi sayısını geçmiş yıla oranla %30 nisbetinde artıran işyerlerinin ilave istihdam ettiği işçilerinin SSK ve İşsizlik Sigortası primlerinin işveren katkısına ait bölümünün %20'si devletçe karşılanmalı ve bakiye %80'nin %30'u bir yıl ertelemeye tabi kılınmalıdır.

¨ Bir yıl içerisinde işçi sayısını geçmiş yıla nazaran % 30 nispetinde artıran işyerlerine EXIMBANK kredilerinin dağıtımında öncelik tanınmalıdır.

¨ Çalıştırdığı işçi sayısının yarısına tekabül edecek miktarda işçi istihdamıyla yeni bir işyeri açan işverenin SSK ve İşsizlik Sigortası primlerinin yarısı bir yıl muafiyete tabi kılınmalı, ikinci yıl primleri ise 1 yıl süreyle ertelenmelidir.

¨ Yıllık üretimini geçmiş yıla nazaran %30 artıran ve/veya ihracatını geçmiş yıla oranla %50 artıran işyerlerinin Kurumlar Vergisi % 25 oranında indirime tabi kılınmalıdır. 

63605 kez görüldü, 3 kez indirildi.

<< --
 
EBSCO
PROQUEST
CABELLS DIRECTORY
INDEX COPERNICUS
SOCIOLOGICAL ABSTRACTS
ASOS Akademia Sosyal Bilimler Index
Üye Girişi
DUYURULAR/HABERLER
Dergide yayınlanan yazılardaki görüşler ve bu konudaki sorumluluk yazarlarına aittir.
Ampirik veriler, değerlendirme sürecinde hakem veya hakemler tarafından talep edilirse, yazar veya yazarlar ilgili verileri paylaşırlar.
Bu verilerin bir başka çalışmada kullanılmaması esastır.
© 2000 - 2024 İş,Güç Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi