Yıl: 2004/ Cilt: 6 Sayı: 1 Sıra: 6 / No: 193 /     DOI:

Türkiye'de Medya Sektörünün Ve Medya Çalışanlarının Sorunları
Yard.Doç.Dr. Ali ARSLAN
Gaziosmanpaşa Üniversitesi - Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü

Özet:

Yaşanan hızlı toplumsal ve teknolojik değişme ve gelişmelerin de etkisiyle medya, günümüz modern toplumlarındaki en önemli güç merkezlerinden biri haline dönüşmüştür (Arslan, 2001-c: 138). Yaşanan bu değişim, medya sektörü ve toplum açısından bir çok ciddi sorunu da beraberinde getirmiştir.

İşte bu çalışmanın temel amacı, Türkiye örneğinden hareketle, medya alanında yaşanan bu sorunları incelemek olacaktır. Bizzat medya çalışanlarının ağzından dile getirilenlerden hareketle ortaya konan bulgular açıkça gösteriyor ki günümüzde medya sektörü, tekelleşme, medya çalışanlarına yönelik sendikasızlaştırma faaliyetleri, medya profesyonel etiğinden sapmalar, medya ürünlerinde kalite sorunun ve promosyon, ... vb. çok sayıda ciddi sorunla karşı karşıyadır. Bu sorunlar, hem medya çalışanları ve hem de toplum açısından tehlikeli boyutlara ulaşmış durumdadır.

Anahtar Sözcükler:

Medya, Türk Medyası, Tekelleşme, Elit Bağımsızlığı, Sendikasızlaştırma, İş Güvenliği, Ahlaki Kirlenme.

Abstract:

Actual Problems of Turkish Media

The main objective of this study is to examine the most important actual problems in Turkish media. Findings clearly show that the most important actual problems in Turkish media are monopolisation, non-unionisation movement against the journalists and ethical corruption (the deviancy from the ethics and values of media professionalism). The monopolisation may damage not only the freedom of press, job security of Turkish journalists and ethic values of the journalism but also the democracy; because the freedom of press is one of the most important principles of democracy.

Key Words:

Mass Media, Turkish Media, Monopolisation, Autonomy of the Media Elites, Non-Unionisation, Job Security, Ethical Corruption.

TÜRKİYE'DE MEDYA VE SORUNLARI

Bilginin üretiminde ve toplum geneline yayılmasında büyük bir öneme ve işleve sahip olan medya, bir çok iletişim aracını içeren oldukça geniş kapsamlı bir olgudur. Bu kavram radyo, televizyon gibi klasik görsel ve işitsel araçların yanı sıra, gazeteler, bilimsel ya da magazin içerikli dergiler gibi yazılı (kâğıda-basılı) klasik basın-yayın araçlarını da kapsar. Bununla da kalmaz, yirminci yüzyılın sonlarına doğru insanlığın hizmetine sunulmuş olan elektronik iletişim araçları da yine medya kavramının kapsamı içinde ele alınır.

Kitle iletişim araçları, bireylerin duygu, düşünce ve inançları üzerinde çok büyük bir etkileme gücüne sahiptir. Bu güç kimi zaman, bireylerin tutum ve davranışlarını değiştirip onlara yön verebilecek boyutlara ulaşır. Meydana getirilebilecek bu değişikler, olumlu yönde olabileceği gibi, olumsuz yönde de olabilir. Bu durum bir çok faktöre bağlı olarak toplumdan topluma, ya da aynı toplum içinde zaman boyutunda farklılıklar gösterebilir.

Denilebilir ki medya, iki yüzü keskin bir bıçak gibidir. İstenildiğinde insanlar, toplum ve kültür için çok yararlı hizmetler yerine getirebilecek bir niteliğe sahip olan bu güç; art niyetli ya da kendi çıkarlarından başka hiç bir değere önem atfetmeyen kişi ya da grupların eline geçtiğinde, geniş halk kitlelerinin kalp ve beyinlerini imha edebilecek güçte öldürücü bir silaha dönüşebilmektedir.

Türkiye'de, özellikle 1990'lı yıllarda teknik açıdan, deyimin tam anlamıyla bir "medya devrimine" tanık olundu. Bu dönemde çok sayıda uluslararası, ulusal, yerel ve bölgesel nitelikte yayın yapan televizyon kanalları yayın hayatına başladı. Bunlara yine yerel, bölgesel, ulusal ya da uluslararası ölçeklerde yayın yapabilen binden fazla radyo istasyonu da eklendi. Yüksek teknolojinin medya sektöründe yaygın olarak kullanılmaya başlanması, medyaya çok daha geniş ölçülerde dinleyici ve izleyici kitlesine ulaşma olanağı verdi. Medyanın gücü ile ulaşabildiği ve bunun sonucu olarak da etkileyebildiği bireylerin sayısal miktarı arasında doğrudan bir ilişki olduğu gerçeği de hesaba katıldığında, kitle iletişim teknolojisi alanında yaşanan hızlı gelişmelerin, Türk medyasının gücüne güç katmış olduğu açıkça görülür.

Kısaca özetlemek gerekirse, diğer gelişmiş ya da gelişmekte olan toplumlarda olduğu gibi günümüz Türkiyesi'nde de medya, bireylerin bilgi, duygu, düşünce, inanç, tutum ve davranışlarını etkileyebilecek (en azından potansiyel olarak) çok büyük bir güce sahiptir. Yalnızca bireylerin değil, aynı zamanda toplumsal grupların, toplumsal kurumların ve kuruluşların, kısacası toplumumuzun tamamının ve ulusal kültürümüzün, medyanın şekillendirici ve belirleyici etkisinden kaçabilmesi olanaksız gibi görünmektedir.

Günümüzde böylesi çarpıcı bir güce ulaşmış ve bu gücü sayesinde de, Arslan'ın (2001-a, 2001-b) vurgulamasıyla, Türk İktidar Seçkinlerinin bir parçası durumuna gelmiş Türk medyasının kendi içinde, her şey güllük gülistanlık olduğu da söylenemez. Üçüncü bin yıla adım atmış durumda bulunduğumuz şu günlerde, medya sektörü ve özellikle de medya çalışanları oldukça ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadırlar. Çalışmanın ana teması, Türk medyasının yaşamakta olduğu bu temel sorunlar alacaktır. Söz konusu sorunlar ortaya konulurken, bizzat medya sektöründe çalışan bireylerin kendi saptamaları esas alınmıştır. Özellikle de Arslan'ın (1999) 1995-1999 yılları arasında, çok sayıda Türk medya eliti ile yüz yüze yaptığı görüşmeler sonucunda ortaya koymuş olduğu bulgular, bu konuya oldukça ışık tutucu niteliktedir.

Lafı daha fazla uzatmadan, günümüz Türk medyasının karşı karşıya olduğu temel sorunları, Türk medyasının en önemli iki kuruluşunun en yetkili ağızlarından dinleyelim. Nebiler'in (1995: 19-22) de üzerinde önemle durduğu gibi, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti başkanlarına göre, Türk medyasının en önemli 3 sorunu şunlardır:

1. Ciddi boyutlara ulaşan tekelleşme,
2. Anti sendikacılık ya da sendikasızlaştırma çabaları
3. Meslek etiğinden sapmalar, yozlaşma ya da ahlaki çöküş

Medya sektöründe, belki de en etkin konumları işgal eden ve aynı zamanda kendileri de birer medya mensubu durumunda olan bu iki isime göre, medyayı tehdit eden en yakın ve acil tehlike, son yıllarda hızlı bir artış trendi gösteren tekelleşme olgusudur. Tekelleşme, yalnızca medyayı ve medya çalışanlarını ilgilendiren bir konu değildir. Doğrudan ya da dolaylı olarak, toplumun tamamını etkileyebilecek çok ciddi ve tehlikeli toplumsal ve siyasi sorunlara da yol açabilecek bir niteliğe sahiptir. Böylesi ciddi boyutlardaki bir tekelleşme, basın özgürlüğünün ve medya çalışanlarının iş güvenliğinin çok ciddi bir tehdit altında olması demektir.

Fakat durum yalnızca bundan da ibaret değildir. Basın özgürlüğü, iletişim özgürlüğü, haber alma özgürlüğü, ifade özgürlüğü gibi kavramlarla ifade edilen bir takım hak ve özgürlükler, demokrasinin en temel ilkelerindendir. Hal böyle olunca, basın özgürlüğünün tehdit altında olması ya da ortadan kalkması demek, demokratik sistemin de tedavisi zor çok derin yaralar alması demektir. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nail Güreli'nin da bütün çarpıcılığıyla ortaya koyduğu gibi (Nebiler, 1995: 22), genel anlamda basın özgürlüğü, medya mensuplarının bireysel bağımsızlıklarından ve özgürlüğünden çok daha büyük önem arz eden bir konudur. Çünkü basın özgürlüğü, bireylerin ve toplumun haber alma ya da gerçekleri öğrenebilme özgürlüğünü de garanti altına alır.

Medyada tekelleşme, basın özgürlüğünü, demokratik sistemi ve halkın gerçekleri öğrenebilme özgürlüğünü tehdit etmekle de kalmamaktadır. Bütün bunların yanı sıra, medya elitlerinin bireysel özgürlükleri ve bunlarla bağlantılı olarak, "medya profesyonel etiği" de bu durumdan büyük zarar görmektedir. "Basında çalışma ahlakının gittikçe zayıfladığı, hatta basın meslek ilkelerinin artık sözde kaldığı" türünden yakınmalara toplumun her kesiminde olduğu kadar, mesleğinin gereklerini hakkıyla yerine getiren medya elitleri arasında da sıklıkla rastlanır olmuştur.

1990'lı yılların son yarısında, Türkiye'nin etkin ve saygın bazı medya elitleri ile yüz yüze görüşmeler yapılarak gerçekleştirilen araştırmalar boyunca da, yukarıda ifade edilen sorunların, medya elitleri tarafından sıklıkla dile getirildiğine tanık olundu. Böylesi saptamaların, özellikle de sahip olduğu geniş okur kitlesi sebebiyle, dışarıdan bakıldığında güçlü ve sosyal-ekonomik düzeyleri oldukça yüksek olarak algılanan bir çok medya çalışanı tarafından da vurgulanması, itiraf etmek gerekir ki bizleri şaşırtmıştı. Olayların biraz daha içine girdikçe, yaşanan gelişmelere tanık oldukça bu şaşkınlığımız git gide kayboldu.

En etkin medya kuruluşlarının başkanları gibi, görüştüğümüz medya elitleri de, medyadaki tekelleşmenin ciddi boyutlara doğru gittiğini, bu durumun hem medya sektörü açısından hem de bütün toplum için ciddi bir tehdit unsuru olduğunu özellikle belirttiler. "Medya sektörünün ve çalışanlarının içinde bulunduğu en önemli sorunların neler olduğu?" sorusu karşısında, medya elitlerince en sık dile getirilen 5 cevap şunlar olmuştur (Arslan, 1999: 77):

1. Ahlaki çöküş ya da medya çalışma etiğinin gün geçtikçe daha derin yaralar alması,
2. Kurum içi demokrasinin yokluğu özgürlük sorunu şeklinde dile getirilen, Medya çalışanlarının bağımsızlığı ya da elit özgürlüğü sorunu,
3. Promosyon olayının da olumsuz yönde etkilediği, medyada kalite sorunu,
4. Medya ile siyaset arasındaki ilişkiler,
5. Medya çalışanlarını sendikasızlaştırma çabaları ve bu sektörde çalışanların iş güvenliği sorunu.

Cevapları, tabloda da ayrıntılı olarak yer alan bu soru, 1995-1999 yılları arasında gerçekleştirilen bir çalışmada, "Mensubu bulunduğunuz meslek grubunu içinde bulunduğu en önemli 3 sorun hangileridir? Lütfen önem sırasına göre belirtiniz." şeklinde soruya medya elitlerine yöneltilmiştir. Verilen cevaplar, belli bir şekilde tasnif edildikten sonra ikişerli kategorilere indirgenerek yeniden düzenlenmiştir.


Tablo 1 Türk Medya Çalışanlarının Gözünde, Türk Medyasının En Temel Sorunları

Türk Medya Çalışanlarının Gözünde, Türk Medyasının En Temel Sorunlar
%
Yasal Düzenleme Eksiklikleri-Siyasi Etkisizlik
3
Yasal Düzenleme Eksiklikleri-Çalışanların Kalite Sorunu
3
Mesleksel Etik Sorunu
27
Kurum İçi Demokrasi- Çalışanların Kalite Sorunu
4
Sendikasızlaştırma Çabaları-İş güvenliği Sorunu
7
Bağımsızlık-Elit Özgürlüğü
20
Çalışanların Eğitim Yetersizliği-Ekonomik Sorunlar
3
Bağımsızlık- Ekonomik Sorunlar
3
Promosyon-Medyada Kalite Sorunu
20
Medya-Siyaset İlişkisi
10

Kaynak: Arslan, 1999: 77'den uyarlanarak Türkçe'ye çevrilmiştir.

Görüldüğü gibi, medyanın içinde bulunduğu temel sorunlar, "sübjektiflik" ya da "yanlılık" gibi eleştirilere meydan vermemek amacıyla, bizzat medyanın en etkin ve yetkin ağızlarından dile getirilmiştir. Öte yandan Nebiler, 1990'lı yıllarda yaptığı çalışmasında, ülkemiz medyası ile ilgili olarak şu saptamada bulunmuştur (1995: 18): "Türkiye'de yazılı medya araçlarının % 70'e yakını, Türkiye'deki en büyük iki medya grubunun oluşturduğu BİMAŞ tarafından kontrol edilmektedir." Bu oran okuyucuya, Türkiye'de medya sektöründeki tekelleşmenin boyutları hakkında bir fikir verebilecek niteliktedir.

Sonuçta tekelleşme, dünyada bir çok ülkede olduğu gibi Türk medya sektörünün de en önemli sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durumda medya kuruluşlarının organizasyon yapısına da kısaca değinmek gerekir: Yapılan araştırmalar, medya kuruluşlarının organizasyon yapısı ile medya ürünleri arasında çok yakın bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bu organizasyon yapısı içinde "güç" ve "kontrol" olguları, genellikle hiyerarşik bir yapılanma sergiler. Güç ve kontrol, bu hiyerarşik yapı içinde özellikle en üstte ve tepeye en yakın konumlarda yoğunlaşmıştır. Öte yandan, medya üzerine çalışmalar yapan bir çok araştırmacı ise, kimi zaman bazı medya kuruluşlarının, informel kanallardan ve dolaylı olarak organizasyon dışında ve perde arkasında buluna bazı güçler tarafından kontrol altında tutulduğunu ortaya koymuştur. Burada yeri gelmişken, medya konusunda ortaya konulmuş etkin teorilerden biri olan "siyasi ekonomi" teorisyenlerinin bir saptamalarını da yeniden hatırlatmak yerinde bir davranış olacaktır. Bu teoriye göre, medyanın sahiplik ve kontrolü, medya ürünlerinin yapısını, içeriğini ve ideolojisini belirleyen en önemli faktörlerdendir.

Türkiye'de medyanın sorunları konusunda son olarak, medya elitlerince de sıklıkla dile getirdikleri sorunlar arasında yer alan promosyon furyasına ve medya kuruluşlarının faaliyet alanlarına kısaca bir göz atalım. Yüz yüze yapılan görüşmelerde medya elitleri, medyanın en önemli sorunları arasında, çoğunlukla medyanın faaliyet alanları ile hiç bir ilişkisi olmayan ürünlerin promosyonu konusunu da vurgulamışlardır. Bu türden promosyonların, medyada kaliteyi düşürdüğünü ve yayıncılığı sıradan bir pazarlamacılık olayına indirgediğini belirtmişlerdir. Araştırma boyunca, medya çalışanları tarafından "Söyler misiniz Allah aşkına, çağdaş toplumlar açısından dördüncü kuvvet olarak tanımlanan medya ya da basın-yayın işi çanak-çömlek satıcılığı, çerçilik ya da bohçacılık işine nasıl indirgenebilir? Böylesi bir görünüm medyada kaliteyi ve medya çalışanlarının itibarını zedelemez mi?" türünden yakınmalar, defalarca dile getirilmiştir.

Yasallık ya da meşruluk gibi konular uzmanlık alanımız olmadığı için tartışılmayacak, yalnızca durum saptamakla yetinilecek. bir başka çok önemli konu da, medya kuruluşlarının faaliyet alanlarının çeşitliliğidir. Günümüz Türkiye'sinde medya kuruluşları, asli görevleri olarak nitelenen basın-yayın faaliyetlerinin dışında, kendi faaliyet alanları ile uzaktan yakından hiç bir ilişkisi olmayan alanlarda da etkin bir şekilde faaliyet göstermeye başlamışlardır. Bu halleriyle medya kuruluşları klasik medya kuruluşu olmaktan çıkmış, bir çok sektörde birden faaliyet gösteren holdingler haline gelmişlerdir.

Medya kuruluşlarının sahipleri de, bir medya eliti olmaktan çıkmış, iş dünyasının en önde gelen ekonomi elitleri, ya da klasik deyimle holding patronlarına dönüşmüşlerdir. Nebilerin de belirttiği gibi (1995: 19).Medya holdinglerinin en çok itibar ettikleri sektörler arasında başta finans sektörü olmak üzere, bankacılık, sigortacılık, turizm, pazarlamacılık, enerji, elektrik-elektronik ev aletleri, otomotiv, yeni teknolojiler ... vb. gibi faaliyet alanları gelmektedir.

SONUÇ:

Bütün bu anlatılanlar kısaca özetlenecek olursa: Kitle iletişim teknolojileri alanında yaşanan hızlı gelişmelerin de etkisiyle medya, çağdaş toplumlarda çok önemli bir toplumsal güç konumuna ulaşmıştır. Bu saptama, günümüz Türk toplumu için de geçerlidir. Türk medyası, özellikle son on yılda ortaya çıkan gelişmelerin de bir sonucu olarak, gerçek anlamda toplumdaki dördüncü güç konumuna ulaşmıştır. Hatta bunun da ötesinde medya, Türk iktidar seçkinlerinin güçlü bir ortağı olarak tanımlanmaya başlanmıştır (Arslan, 1999).

Öte yandan, bu çarpıcı güç, medya sektörü açısından çok ciddi sorunları da beraberinde getirmiştir. Başta ciddi boyutlara ulaşan tekelleşme olmak üzere, medya çalışanlarına yönelik sendikasızlaştırma çalışmaları ve bununla ilişkili olarak iş güvenliğinin ortadan kalkması, elit bağımsızlığına yönelik tehditler, medya profesyonel etiğinden sapmalar, promosyon furyası, ürünlerde kalite sorunu, ... vb daha bir çok sorun bunlar arasında sayılabilir. Bu türden sorunlar, yalnızca medya sektöründe çalışan emekçileri değil, bütün toplumu ve demokratik sistemi de etkileyecek boyutlara ulaşmak üzeredir. Yaşananlar gösteriyor ki, demokratik toplumlar açısından hayati önem taşıyan medya, bazı durumlarda demokratik hayat açısından ciddi bir tehdit unsuru haline de dönüşebilmektedir.


KAYNAKÇA:

ARSLAN, A. (2001-a), Dünyada ve Türkiye'de Medya Gerçeği, Tokat: Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü (Yayına hazır kitap).

ARSLAN, A. (2001-b), Elit Sosyolojisi, Tokat: Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü (Yayına hazır kitap).

ARSLAN, A. (2001-c), "Türk Medya Elitleri: Bir Durum Tespiti, Sosyoloji Araştırmaları Dergisi-Journal of Sociological Research (Sosyoloji Derneği), Sayı: 8, Kış: 2001, ss.: 135-164.

ARSLAN, A. (1999), Who Rules Turkey: The Turkish Power Elite and the Roles, Functions and Social Backgrounds of Turkish Elites, Guildford: University of Surrey, Department of Sociology (PhD Thesis).

NEBİLER, H. (1995), Medyanın Ekonomi Politiği: Türk Basınında Tekelleşme, İstanbul: Sarmal.

63545 kez görüldü, 2 kez indirildi.

<< --
 
EBSCO
PROQUEST
CABELLS DIRECTORY
INDEX COPERNICUS
SOCIOLOGICAL ABSTRACTS
ASOS Akademia Sosyal Bilimler Index
Üye Girişi
DUYURULAR/HABERLER
Dergide yayınlanan yazılardaki görüşler ve bu konudaki sorumluluk yazarlarına aittir.
Ampirik veriler, değerlendirme sürecinde hakem veya hakemler tarafından talep edilirse, yazar veya yazarlar ilgili verileri paylaşırlar.
Bu verilerin bir başka çalışmada kullanılmaması esastır.
© 2000 - 2024 İş,Güç Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi