Yıl: 2004/ Cilt: 6 Sayı: 1 Sıra: 4 / No: 191 /     DOI:

Literatürde Ekonomi-Politika İlişkisi
Yard.Doç.Dr. Sara ONUR
Dumlupınar Üniversitesi - Bilecik İİBF - Öğretim Üyesi

Özet

Çalışmada Politik Ekonomi Bilimi çerçevesinde, ekonomi-paolitika ilişkisi, devletin doğuşu, varlığını sürdürebilme ve devletin büyüme nedenleri araştırılmaktadır. Çalışmanın amacı, devletin yalnız politika üzerinde değil, ekonomi üzerinde de baskın bir rolü olduğunu araştırmaya dayanmaktadır.

Çalışmada devletin politik ve ekonomik hayatta koruma (can ve mal güvenliğini kurmak ve devam ettirme) göreviyle başlayan müdahalesinin nedenleri, yoğunluğu ve sonuçları araştırılmaktadır.

Anahtar Kelimeler

Devlet, müdahale, devletin büyümesi, Politik Ekonomi Bilimi ve hükümet başarısızlığı.

In Literature Economy and Politicy Relations

Abstract

In this paper, according to Political Economics, it has been researched economy- politicy relation, birth of state, maintaining state' s exist and growth reasons of state. The aim of paper is to research which tha state' s dominant effect isn' t only on politic but it' s dominant effect' s on economy.

In paper it has been researched the state' s interference reasons denses and results which they start with state' s protection task in politic and economic life.

Keywords

State, interference, growth of state, Political Economics ve government failure.

Giriş

Ekonomi ve politika arasındaki bağın, 1970' lerde dünyaca yaşanan petrol krizleri, iç ve dış borçlanma, ödemeler dengesi sorunları ve bütçe açığı gibi sorunlar nedeniyle özellikle ekonomi lehine bozulması ekonomi bilimciler tarafından dikkate alınmıştır. Bu doğrultuda çalışma, literatürdeki bilgileri  Politik Ekonomi Bilimi bağlamında genel başlıkları ile derleyerek, devlet müdahalesinin yoğunluğunu araştırmaktadır.

1. Materyal ve Yöntem

Çalışmanın teorik açıdan temel sorunu literatürdeki ekonomi ve politika ilişkisini araştırarak, politikanın ekonomi üzerindeki ağırlığını ve bu ağırlığın ekonomi üzerindeki etkisini saptamaya yöneliktir. Bu doğrultuda çalışmanın teorik bölümünde materyal olarak literatürden yararlanılmıştır.

Yöntem olarak çalışmanın teorik kısımlarında, 1960' lardan sonra güncelleşen Politik Ekonomi Bilimi mantığı bağlamında görüşlere yer verilmiş, çalışmanın Türkiye Ekonomisi kısmında da uygulama yönelik tablo analizi gerçekleştirilmiştir.

2. Ekonomi ve Politikanın Ortak ve Farklı Özellikleri

Ekonomi kavramı, Latince "oikonomike" kelimesinden alınmıştır. "Oikos" kişinin mallarının toplamı, "Nomos" ise yönetim anlamına gelmektedir. (Savaş, 1986; 7)

Günümüzdeki tanımıyla ekonomi, sonsuz ihtiyaçların kıt kaynaklarla  verimli ve etkin olarak karşılanmasıdır. Politika toplumdaki insanların yaratılışlarından, sosyo-kültürel ve ekonomik statülerinden doğan çatışma, mücadele ve kavga değerlerin paylaşılması, iktidarın ele geçirilmesi, iktidarın nimetlerinden faydalanmak ve toplumdaki özel çıkarlar yerine genel yararı ve toplumun ortak iyiliğini gerçekleştirmektir. (Kapani, 1989; 18)

Her politik rejimde politika ile ekonomi, değişen biçimlerde karşı karşıya gelmiştir: politikanın ekonomiden etkilendiği gibi, ekonomiyi de etkilemektedir. Bir ülkenin politik yapısı, benimsenen politik ideoloji ve politik yapıya dayalı dolaylı ve dolaysız etki yapan bütün etkenler, ekonominin modelini ve işleyişini etkilemesine karşılık ekonomide geçerli prensipler, ekonominin yapısı, başarısı ve ortaya çıkardığı sonuçlar da politik modele ve işleyişine yön vermektedir. (Sheinbaum; 64)

Ekonomi ve politika ilişkisinin ortak noktası, bir yandan devletin politik ve ekonomik ideolojisinin, diğer yandan piyasa ekonomisinin karar ve tercihlerinin karşılıklı etkileşimine dayanmaktadır. (Kılıçbay, 1994; 25)

Ekonomi ve politika arasında incelenen faaliyet, incelenen birim ve inceleme yöntemi olarak üç temel konuda farklılık söz konusudur. (Savaş, 1986; 9)

Ekonominin incelediği temel faaliyet piyasa ekonomisindeki dengelerin gönüllü ve karşılıklı olmasıyla, politikanın incelediği temel faaliyet politik sistemdeki dengelerin zorunlu ve bazen karşılıksız olmasıyla ortaya çıkmaktadır. Zorunluluğun ve karşılıksızlığın temelinde de iktidara verilen zor kullanma, vergi toplama ve para basma yetkileri yatmaktadır. İlk yetkinin anayasa ile sınırlandırılabilmesine karşın, ikinci ve üçüncü yetkide sınırlamanın olmaması, politikanın ekonomiye müdahalesini sağlamaktadır. Bu durum, aynı zamanda politikanın ekonomide baskın olması anlamına gelmektedir.

Ekonominin incelediği birim bireydir. Ekonomi bilimciler bireyi üretici olarak firma, tüketici olarak hanehalkı olarak isimlendirmektedir. Ayrıca bu bireylerin tercihlerinin homojen olduğu ve toplumsal tercihlerin tüm bireylerin tercihlerini yansıttığı varsayılmaktadır. Politika biliminde ise, tercihlerden öte kararlar somut rolü oynamakta ve kararlar belirli bir kurumsal yapı içerisindeki grupların karşılıklı etkileşimi sonucu ortaya çıkmaktadır. Böylece politika biliminde önem açısından bireylerden çok, kurumlar ön plana çıkmaktadır.

Ekonomi ve politika arasında, inceleme yöntemi olarak ele alınan rasyonellik konusunda da farklılık söz konusudur. Neo klasik ekonomi teorisine ait olan rasyonellik tüketicinin en az masrafla en yüksek tatmine ulaşmasını yani, fayda maksimisazyonun ve üreticinin en az maliyetle en yüksek kâra ulaşmasını yani kâr maksimisazyonun ortak adı olan optimizasyon varsayımı politika bilimi açısından önemsizdir. Çünkü, politikada piyasa kaynakları ve iktidar eşit dağılmamakta, bilgilenme yetersiz ve/veya pahalı olmakta, mülkiyet haklarını ve mülkiyet ilişkilerini belirleyen hukuki kuralların varlığı söz konusu olmaktadır. (Savaş, 1994; 12)

Ekonomi ve politika arasındaki ilişki literatürde Politik Ekonomi Bilimi bağlamında incelenmektedir.

3. Politik Ekonomi

Ekonomi ve politika literatürde ilk kez Politik Ekonomi ismiyle Aristo tarafından, devlet giderlerinin karşılanması için bir verginin konulması olarak ele alınmıştır. (Flynn, 1967; 5)

Politik ekonomi Latince Polis ve Oikonomike kelimelerinden meydana gelmektedir. Polis, bağımsız şehir (site) devleti demektir. Polis ve oikonomike kelimelerinin birleşimi olan politik ekonomi bir ülke halkının veya devletin yönetimi demektir. (Seyidoğlu, 1992; 698)

Politik Ekonomi 17. yy.' da politik aritmetikçiler tarafından ekonomi bilimine kabul edilmiş, aynı yüzyılın ikinci yarısında Merkantilistler tarafından sıkça kullanılmıştır. Merkantilistlere göre ekonomi "bir bireyi yönetme sanatı", politik ekonomi ise bir devleti yönetme sanatı" dır. (Savaş, 1986; 7)

Klasik ekonomistler de politik ekonomi deyimini uzun süre kullanmışlardır; Smith ve Malthus "servetin niteliğinin ve kaynağının araştırılması", Ricardo ise, "ürünün yaratılmasına katılan sınıflar arasında, ürünün bölüşüm konularının araştırılması"  olarak tanımlamaktadır. (Kazgan, 1989; 65)

Keynes ise, politik ekonominin anlamını üç ayrı anlamda ele almaktadır: ilki, politik ekonomi pozitif bir bilimdir; ne olup bittiği ile ilgilidir. İkincisi politik ekonomi normatif bir bilimdir; ne olması gerektiği ile ilgilidir. Son olarak politik ekonomi bir sanattır; belli amaçlara ulaşmak için gereken kurallar sistemidir. Keynes sınırlarının belirlenmesinin çok zor olduğunu belirtmesi nedeniyle politik ekonomiyi, ekonomi bilimi dışında tutmaktadır. (Savaş, 1986; 8)

1890' da Marshall' ın kitabına "Ekonominin İlkeleri" ismini vermesiyle liberal ekonomistler "Politik Ekonomi" kavramını kullanırken, Marx' ın 1859' da kitabına, "Politik Ekonominin Kritiğine Bir Katkı" ismini vermesiyle, politik ekonomi kavramı Marksistler ekonomistler tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Bu nedenle yakın zamana kadar Politik Ekonomi terimini Marksist bir yaklaşımı çağrıştırdığı için liberal ekonomistler kullanmamaya özen göstermiştir. (Savaş, 1986; 8)

Son 30 yıl içinde iki önemli değişiklik meydana gelmiştir. İlki, politik ekonomi (political economy) olarak kullanılan politik ekonominin artık politik ekonomi bilimi (political economics) olarak kullanılmaya başlanmasıdır. Diğeri de politikanın ekonomiden ayrılamayacağı düşüncesinin yaygınlaşmasıdır. (Savaş, 1986; 9)

Ekonomi teorisinde ve gerçek hayatta firma tüketici ve devlet olarak üç temel ekonomik karar birimi vardır. Firma ve tüketici bireysel tercihlerini kullanırken, devlet toplumsal tercihlerini gerçekleştirmek için ülkenin politik yönetimi kadar ekonomik yönetimini de üstlenmektedir. Bu konuya çalışmanın devletin ekonomiye müdahale nedenlerinde değinilmektedir.

Sonuç olarak politik ekonomi "devletin ekonomideki rolünü belirlemek, açıklamak ve düzenlemek amacıyla ekonomi ve politika bilimlerinin kurallarını bir araya getiren bir kavram" olarak tanımlanmaktadır. (Seyyidoğlu, 1992; 698)

4. Devletin Doğuş ve Varoluş Nedenleri

Yüzyıllardan beri var olan ve sosyal bir olgu olan devlet, farklı anlayış ve ideolojilere göre, "bir sınıfın diğer sınıfları egemenliği altına almasını sağlayan örgütlenme", sınıf kavramının üstünde ve ötesinde bütün toplumu kapsayan ve birleştiren bir kuruluş", "amaç değil, toplumsal düzeni ve birlikteliği sağlayan bir araç", "ulusun hukuki kişilik kazanmış şekli", "etkili olarak yürürlükte bulunan bir hukuki normlar sistemi", "politik birleşme ve bütünleşmeyi sağlayan bir simge, sembol" veya "belli bir ülke üzerinde yerleşmiş zorlayıcı yetkiye sahip üstün iktidar tarafından yöneltilen bir insan topluluğunun meydana getirdiği politik kuruluş" olarak tanımlanmaktadır. (Kapani, 1989; 33-36)

Devletin varoluş nedeni, gerçekte tarihsel bir süreçtir. Devletin varlığının üç temel göstergesi vardır; bunlar, nüfus, ülke ve egemenliktir. Bu üç şarttan biri olmadığında, devletin varoluşundan söz edilememektedir. Özellikle ülke göstergesi ile anlatılmak istenen nüfusun yerleşik hayata geçmesi gerektiğidir. Bu aşamada devletin ilk türü Erken Devlet doğmaktadır. Erken devlet bir başlangıçtır. Bu aşamada nüfus köy hayatı ile yerleşik düzene geçmektedir. (Onur, 1994; 8)

Erken devletin Kent Devleti' ne dönüşmesi (Ortaçağ Avrupa' sında) üretim ilişkisinde, ekonomik faaliyetle senyör isimli toprak beyinin serf isimli toprak çalışanının sosyal, ekonomik ve hukuksal hayatındaki tek karar merkezi olmasıyla mümkün olmaktadır. (Kılıçbay, 1994; 26)

Kent devletinin Kutsal Devlet' e dönüşmesi senyörler arasındaki toprak savaşları sonucu tek bir kazananın, kralın var olmasıyla ortaya çıkmaktadır. (Onur, 1994; 8)

Kutsal devlette sanayi sektörünün ilk örneğini oluşturan, imalat faaliyetlerini örgütleyen, üretim miktarını, kalitesini, fiyatını, meslek seçimini ve eğitimini yönlendiren lonca sistemidir. Bu arada kiliseyi de yanına alan kralların kendi politik sınırlarını çizerek paralarını bastırmaları para ekonomisinin doğuşu, kent devletini parasallaştırmaktadır. Parasallaşan kent devletinde üretim araçlarına sahip olan kentliler daha fazla meta üretimi sağlamak yolunda, iç gümrük duvarlarının yıkılması ve iç pazarın korunması için krala yaptıklara baskı ve sağladıkları maddi destek sonucu doğan otorite ve girişimci arasındaki bu ilk yakınlaşma kırdan kente yerleşip, yalnız yönetim ve güvenlikle sorumlu krala ilk müdahale olanağı vermektedir.

Haçlı seferlerinin Norman akınlarının XIV. yy' da ortaçağın sonlarında büyük buluşların varlığını ticaret yollarının keşfedilmesi, kıymetli maden-metal paranın yaygınlaşması yanında ideolojik yapıda meydana gelen değişim, rönesans ve reform hareketleri özel mülkiyetin savunulmasıyla milli devletler ortaya çıkmaktadır. Oppenheimer, bu durumu nihai kararların kent devletin ekonomik yollarla, milli devlette ise politik yollarla verilmesiyle açıklamaktadır. (Oppenheimer, 1980; 178)

Milli devletin doğuş nedeni olarak Wittgofel çok büyük miktarlarda su kullanımının örgütlenmeyi gerektirmesini, Fried kaynaklar üzerindeki artan nüfus baskısını, Rousseau bir toplum sözleşmesinin varolmasını, Casey bir soyguncu çetesinin varlığını, Marx her şeye gücü yeter bir otoritenin doğmasını ve Oppenheimer yeni hammadde kaynakları ve yeni pazarlar bulmak için fethetmeyi kabul etmektedir. (Claessen, 1993; 3-17)

Genel kabul gören bir görüşe göre de, devletin temel doğuş nedeni din adamlarının kentin iç sorunlarını çözebilirken komutanlığa yatkın olmamalarıdır. Ayrıca sosyal ve ekonomik yatırımlar, askeri güçle desteklenmediğinde yok olmaktadır. (Şenel, 1992; 239)

Weber ve Engels' e göre devletin doğuş nedeni, sınıf farkının varlığıdır. Askeri hakimiyet ile kurulan egemenlik boyun eğdirilenlerin ekonomik olarak sömürülmesidir. İlk birikim yasası da denilen sınıf farklılığının devletin doğuş nedeni olması, sınıf farklılığının üretim araçları üzerindeki ortak mülkiyetin yerinin almasındandır. (Tekeli, 1976; 135)

Bize göre, sınıf farklılığının varlığı, devletin doğuş nedeni değil, devletin varlığını sürdürebilme nedenidir. Devletin varlığını sürdürebilmesi de, sınıflararası uzlaşmayı sağlamakla gerçekleşmektedir. Sermayedar ve üreticinin varlığı, devletin özel mülkiyeti koruma görevini ortaya çıkarmaktadır. Böylece, devletin politik hayata ekonomik nedenlerle müdahalesi istenmiştir. Bu aşamada devlet müdahalesinin ekonomik gerekçelerini incelemekte fayda vardır.

5. Devlet Müdahalesinin Ekonomik Gerekçeleri

Piyasa ekonomisi, kaynakların dağılımında temel olarak fiyat mekanizmasının ve dünya fiyatlarının hakim kılındığı, devlet müdahalesi ve yatırımlarının asgari ve gerekli düzeye indirildiği ve kamu sektörünün GSMH içindeki payının düşürüldüğü kamu yatırımlarının ise daha çok alt yapı yatırımlarına yöneltildiği ekonomik rejimdir. (Doğan, 1993; 13)

Piyasa ekonomisinin aksaması, Piyasa Başarısızlığına neden olması durumunda devlete ekonomiye müdahale etmesi için bir gerekçe sağlamaktadır. Piyasa başarısızlığı teorik ve uygulama açısından olmak üzere iki yönden tanımlanabilmektedir. Teorik açıdan Klasik Ekonomi Ekolünün "görünmez eli" nin kendisinden beklenen görevi (eşanlı, kendiliğinden ve otomatik sürekli denge) yerine getirememesi olarak, uygulamada ise piyasa ekonomisinin tam rekabetin tüm koşullarını yerine getirememesi rekabetçi piyasa mekanizmasının yetersizlikleri olarak tanımlanabilmektedir.

 Piyasa başarısızlığının nedenleri dışsallıklar, kamusal mallar, artan getiriler, bölüşüm eşitsizliği, risk ve belirsizlik, fiyatın belirlenme ve esneklik sorunu olarak altı maddede sıralanabilmektedir. Piyasa başarısızlığının ilk nedeni olan dışsallık, bir bireyin kendi amacını gerçekleştirmek için yaptığı bir faaliyetin, başka bireyleri  olumlu ya da olumsuz olarak etkilemesi durumudur. (Wolf, 1992; 456)

Dışsallık etkinlik şartlarının gerçekleşmesini önlemekte ve kaynak dağılımının olması gerekenden farklı bir durum göstermesine neden olmaktadır. Bir yararı yada zararı yaratan birey, bu tür bir yarar yada zarar için bir fiyat talep edemeyeceği için, bu yararlar veya zararlar da bu bireyin maliyet hesaplarında yer almamaktadır. Birey sadece kendi fayda-maliyet analizinin sonucuna göre söz konusu faaliyeti yapıp-yapmamaya karar vermektedir. (Savaş, 1978; 83)

Piyasa başarısızlıklarının ikinci nedeni kamusal mallardır. Kamusal mallar ile özel mallar arasındaki farklılığın nedeni fayda ve maliyetlerinin üretimle bağdaştırılmasında, yani iki mal grubunun fiyatlandırılmasında ortaya çıkmaktadır. Özel malları fiyatlandırılması olası iken kamusal malların fiyatlandırılması ortak mülkiyetin söz konusu olmasından dolayı olası değildir. Bu duruma örnek olarak hava kirliliği verilebilmektedir. (Wolf, 1992; 457)

Piyasa başarısızlıklarının üçüncü nedeni artan getirilerdir. Bir firma üretim miktarını kısa dönem kapasite sınırının üzerine çıkardığında, yani kullandığı faktörlerin miktarını devamlı olarak arttırdığında artan verimler haline, azalan verimler haline ve sabit verimler haline olmak üzere üç olası durumla karşılaşabilmektedir. Söz konusu bu üç olası durumda da üretim artışına bağlı olarak sırasıyla, kârlılık oranları artabilecek,, azalabilecek veya sabit kalabilecektir. (Wolf, 1992; 456)

Kârlılık oranlarının azalması veya sabit olması durumunda firma üretim yapmaya devam etmeyecektir. Kârlılık oranlarının artması durumunda firma üretime devam ettikçe iki nedenle tam rekabet piyasasının işleyişini bozup, etkinliğini kaybetmesine neden olmaktadır. İlk neden artan verimler nedeniyle düşük maliyetle üretimde bulunan büyük firmalar, küçük firmaların sektörü terk etmesine neden olabildikleri için söz konusu sektörde, rekabet ortadan kalkmakta ve monopol durumu doğmaktadır. (Savaş, 1978; 90)

İkinci neden, tam rekabet şartları geçerli olsa veya söz konusu firma rekabetçi bir firma gibi davranmaya zorlansa dahi bu firmanın marjinal masrafa dayalı bir fiyat politikası izlemesi kârlı olmamaktadır. Çünkü, artan gelirler halinde bir firmanın ortalama masrafı ve dolayısıyla marjinal masrafı devamlı düşecektir. Dolayısıyla marjinal masraf daima ortalama masrafın altında kalmaktadır. Bu nedenle fiyatı marjinal masrafa eşit kılan fiyatlama sistemi daima ortalama masrafın altında bir fiyat uygulanmasını gerektirmektedir. Bu ise firmaların masraflarını karşılamayıp zarar etmelerine yol açmaktadır. (Savaş, 1978; 90)

Piyasa başarısızlığının dördüncü nedeni, bölüşüm eşitsizliğidir. Toplumda gelir ve servetin eşit olarak dağılmaması ve bazı bireylerin yardıma ihtiyaç duyması bunların devletçe desteklenmesi durumunu ortaya çıkarmaktadır.

Piyasa başarısızlığının beşinci nedeni risk ve belirsizlikten doğan bilgi eksikliğidir. Bilgi eksikliğinin üretici ve tüketicinin bir karar alabilmeleri için gerekli bilgiyi zamanında ve yeteri kadar temin edememesidir.

 Piyasa başarısızlığının altıncı ve son nedeni fiyatın belirlenmesi ve esnekliği sorunudur. Fiyatın belirlenmesinde arz ve talep arasındaki gecikme (lag), her zaman arzı talebe eşitleyememektedir. Fiyatın değişmesi de mal çeşidine göre ortalama 3 ay ile 13 ay arasında ortaya çıkmaktadır. Bu durumda da arz talep eşitliği sağlanamamaktadır. (Savaş, 1978; 99)

6. Devletin Büyüme Nedenleri

II. Dünya Savaşı' nı izleyen yıllar boyunca gelişmiş kapitalist ülkelerde, piyasalardaki devletin rolü artmıştır. Refah devletinin olgunlaşmasıyla devletin işsizlere, hastalara, yaşlılara ve fakirlere yaptığı gelir transferleri ve sosyal hizmetler çoğalmıştır. Ayrıca, devletin önemli ölçüde mal üretir hale gelmesi petrol, otomotiv ve taşıma endüstrilerine sahip olmasına neden olmuştur. (Cameron, 1993; 64)

Devletin büyümesinin belirlenmesinde gelir transferleri ve devlet işletmelerinin yanısıra hükümetin bütün kademelerinde elde edilen gelirlerin toplamı yani dolaylı dolaysız vergiler de önemli rol oynamaktadır. (Cameron, 1993; 65)

Devletin büyümesinin nedenleri, ekonomik, mali, politik, kurumsal ve uluslararası olarak açıklanmaktadır. Ekonomik nedenler, devletin sanayileşme ve kentleşmenin beraberinde sosyal yatırım harcamalarının artması (Buchanan, 1993; 38), piyasada tekelleşmelerin önlenmesi (Bennett, Johnson, 1993; 5) ve son olarak savaş, ihtilal ve deprasyon gibi konjonktürel durumlarda kamusal harcamaların artmasına karşın, normal düzene geçildiğinde bu harcamaların geri çekilememesi (Bennett, Johnson, 1993; 63) olarak sayılabilmektedir.

 Devletin büyümesinin mali nedenleri bütçenin genişletilmesi ve enflasyon vergisi olarak sayılmaktadır. (Brennan, Buchanan, 1980; 55)

Devletin büyümesinin politik nedenleri, iktidardaki partinin iktidarda kalma süresini uzatmak ve muhalefetteki partinin iktidara gelmek için uyguladığı popülistik politikalar nedeniyle, kamu harcamalarının artmasıyla ortaya çıkmaktadır.

Devletin büyümesinin kurumsal açıklamaları, kamu otoritesinin bağımsız birimlerinin varlığının artması ve mali merkeziyetçiliğin seviyesinin yükselmesidir. (Downs, 1957; 76)

Devletin büyümesinin uluslararası nedenleri ülkelerin günümüzde açık ekonomi olmaları nedeniyle zaman zaman kur ve döviz politikalarıyla, güç duruma düşen yerli ekonomiyi korumak adına ekonomiye müdahale eden devletin faaliyet alanının genişlemesiyle ortaya çıkmaktadır. (Cameron, 1993;77)

7. Türkiye Ekonomisinde Ekonomi-Politika İlişkisi ve Devletin Konumu

Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasını müteakip yıllar, kronolojik açıdan 1923-32 kuruluş dönemindeki Ulus Devlet, 1933-49 Devletçi Korumacı Sanayileşme, 1950-62 Liberal Ekonomi ve Özel Teşebbüsün Teşviki, 1963-79 Planlı Dönemler ve 1980 Piyasa Ekonomisi Dönemi olarak 5 temel gruba ayrılmaktadır. (Toprak, 99; 88) (Hiç, 88; 129)

1923 yılındaki İzmir İktisat Kongresinde Liberal bir politika izlenmesi doğrultusunda alınan üreticinin korunması, ihracatın desteklenmesi, milli sanayinin ve işçinin korunması ve demiryollarının geliştirilmesi, bu amaçlar doğrultusunda sanayi teşvik kanunu ve gümrük kanunu ve gümrük kanunun uyumunun sağlanması, yerli üretimin piyasaya sunumu için ucuz kara ve deniz taşımacılığının sağlanması ve geliştirilmesi, sanayicilere kredi verilmesi, özel kesimin güç yetiremeyeceği yatırımların devlet tarafından yapılması ve aşarın kaldırılması amaçlanmıştır. (Toprak, 1999; 21)

İzlenmek istenen liberal politikanın ekonomik (devlet gelirlerinin yetersiz olması), dünya konjonktürü (1929 dünya bunalımı) ve sosyal (iç isyanlar) açıdan başarısız olmasıyla birlikte, 1933 yılından sonra devletçilik ilkesi doğrultusunda ve sanayileşme planları çerçevesinde devletin ekonomiye müdahalesi söz konusudur. 1950-60 yılları arasında liberal ekonomiye dönüş yapılmışsa da, dış ticaretteki korumacı politikalar ve KİT' lerin artışı bu dönemin zaaflarındandır. (Toprak, 1999; 48)

1963-79 yılları arasında liberal ekonominin başarılı olmadığı, devletin ekonomik gelişmeyi koordine etmesinin yetersiz olduğu ve mutlaka aktif olarak ekonomik sektörlerde öncelikli yatırım alanlarını belirlemesinin ve yatırımcı gibi işletmecilik yapmasının zorunlu olduğu kabul edilmiştir. Bu dönemle beraber devletin, toplumun ekonomik uygulamalarını da ciddiyetten uzak, keyfi uygulamalar olarak algılaması ve bu keyfilikleri, başıbozuklukları, bürokratların akılcı, uzağı gören, planlı-programlı faaliyetleriyle ortadan kaldırma veya sınırlandırması söz konusu olmuştur. (Toprak, 1999; 66)

1980 sonrasında sinai ürünlerinin fiyatlarının serbestisi, faiz oranı reformu yoluyla finansal piyasaların kontrollerinden arındırılması, ticaretin liberasyonu ve ödemeler dengesinde sermaye hesabının düzenlemelerden kısmen arındırılması amaçlanmışken, geniş bütçe açıkları, sürekli küçük oranlı devalüasyonlar, sinai ve mali piyasalarda rekabetçi olmayan fiyatlama ve bunların sonucu süregelen enflasyonist baskıları ortaya çıkmıştır. (Toprak, 1999; 96)

Sonuç olarak, Türkiye Ekonomisinde ekonomi ve politikanın içiçe olduğu ve devletin, ekonomik gerekçelerle ekonomik hayat üzerinde yoğun bir kontrolü söz konusudur.

8.Türkiye Ekonomisinde Devletin Ekonomideki Ağırlığının Etkisi

Devletin büyümesinin ekonomik sonuçları olarak enflasyon, kamu açıkları ve kamu borçları ele alınmaktadır. (Eroğlu, 1999; 41)

Çalışmanın amacı doğrultusunda devletin ekonomideki ağırlığının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bunun için bütçe açıklarından KİT' lerin üretimdeki payına ve kamu personelinin sayısına kadar pek çok makro ekonomik değişken kullanılabilmektedir. Fakat bu çalışmada, devletin ekonomideki ağırlığının belirlenmesinde konsolide bütçe dengesi, kamu borçları ve emisyon hacmi ele alınmaktadır. Bunun için 1975 ile 1998 yılları arasındaki 24 yıla ait veriler dikkate alınmaktadır.

Tablo 1 incelendiğinde, konsolide bütçe giderlerinin GSMH' ye oranının ortalama % 19.87 olduğu, 1977, 1978, 1979, 1980, 1991, 1992, 1993, 1994, 1995, 1996, 1997 ve 1998 yıllarında ortalamanın aşıldığı görülmektedir. Konsolide Bütçe Giderlerinin, GSMH' nın ortalama % 20' si oranında artması, devletin ekonomideki her 100' lık gelirin 20' sini gider olarak kullandığı anlamına gelmektedir. Devletin bütçesinin salt konsolide bütçeden ibaret olmayıp, katma bütçenin de varolduğu göz önüne alındığın da, Türkiye Ekonomisinde devletin oldukça yoğun ve geniş bir etki alanına sahip olduğu sonucuna varılabilmektedir.

Konsolide bütçe gelirlerinin GSMH' ya oranının ortalama % 16.18 olduğu, 1975, 1982, 1984, 1985, 1986, 1987, 1988, 1989, 1990, 1991 ve 1992 yıllarında ortalamanın altında gerçekleşmiş olduğu görülmektedir.

Konsolide bütçe açığının GSMH' ya oranının ortalama % 3.69 olduğu, 1977,1984, 1991, 1992, 1993, 1994, 1995, 1996, 1997 ve 1998 yıllarında ortalamanın üzerine çıkıldığı görülmektedir.

Tablo 1.Konsolide Bütçe Gelir ve Giderleri, İç Borç Stoku, Dış Borç Stoku  ve Emisyon Hacmi (GSMH' ya Oranları %)

Yıllar

Konsolide Bütçe Giderleri

Konsolide  Bütçe Gelirleri

Kon. Büt. Açığı(-)

İç Borç Stoku

Dış Borç Stoku*

Emisyon Hacmi

1975

16,33

15,55

0,78

1,74

-0,20

5,93

1976

17,72

16,53

1,19

1,87

-0,17

5,99

1977

21,19

16,90

4,29

3,46

-0,14

7,04

1978

20,35

18,82

1,53

2,13

-0,08

6,93

1979

20,75

17,60

3,15

1,37

0,31

6,36

1980

20,33

17,20

3,13

2,51

0,33

5,26

1981

18,89

17,35

1,54

0,15

0,31

4,81

1982

15,09

13,61

1,48

1,68

-0,11

5,19

1983

18,75

16,51

2,24

1,95

-0,64

5,25

1984

17,07

12,66

4,42

3,12

1,50

4,39

1985

15,03

12,77

2,26

3,23

-0,64

3,94

1986

15,95

13,20

2,76

3,15

-0,01

3,73

1987

16,92

13,45

3,48

3,79

-0,35

3,94

1988

16,26

13,17

3,09

2,91

0,24

3,47

1989

16,52

13,19

3,33

3,70

-0,09

3,63

1990

16,92

13,91

3,01

3,10

0,01

3,54

1991

20,53

15,25

5,28

4,97

0,30

3,36

1992

20,08

15,79

4,30

5,02

0,37

3,34

1993

24,29

17,59

6,70

5,26

1,05

3,16

1994

23,08

19,16

3,91

5,64

-1,73

3,09

1995

21,78

17,75

4,03

4,78

-1,03

2,85

1996

26,31

18,04

8,27

9,36

-0,90

2,55

1997

27,30

19,90

7,40

2,18

-3,90

6,20

1998

29,40

22,40

7,00

3,85

-8,70

10,40

1999

 

 

 

 

 

 

2000

 

 

 

 

 

 

2001

 

 

 

 

 

 

*Net dış borçlanma, dış borç kullanımının, dış borç ödemesinden çıkarılmasıyla hesaplanmaktadır. Değerin negatif olması, dış borç ödeme açığını göstermektedir.

Kaynak: DPT, Ekonomik ve Sosyal Göstergeler (1950-1998), Ankara, Aralık 1997. HDTM, Hazine İstatistikleri 1980-1998, 1999, Ankara. HDTM, Hazine Aylık İstatistikleri Ocak 2000,Ankara, 2000. TC Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hazine Aylık İstatistikleri, Ankara, Ocak 2000. TC Başbakanlık DİE, Türkiye İstatistik Yıllığı 1987, 1988, Ankara. TTO Sanayi ve Ticaret Borsaları Birliği, İktisadi Rapor 1965, 1975, Ankara.

İç borç stokunun GSMH' ya oranının ortalama % 3.37 olduğu, 1977, 1987, 1989, 1991, 1992, 1993, 1994, 1995, 1996 ve 1998 yıllarında ortalamanın üzerine çıkıldığı görülmektedir.

Dış borç stokunun GSMH' ya oranının ortalama % 1.25 olduğu, 1984, 1994, 1997 ve 1998 yıllarında ortalamanın üzerine çıkıldığı görülmektedir.

Emisyon hacminin GSMH' ya oranının ortalama % 4.78 olduğu, 1975, 1976, 1977,1978, 1979, 1980, 1981, 1982, 1983, 1984, 1997 ve 1998 yıllarında ortalamanın üzerine çıkıldığı görülmektedir. 

Genel olarak bakıldığında, özellikle 1991' den sonra konsolide bütçe açıklarının arttığı görülmektedir.  Konsolide bütçe giderlerindeki bu artışın, gelirlerle karşılanamayacak oranda olması nedeniyle de, konsolide bütçe açıklarının finansmanında, artan iç borç ve emisyon hacminin kullanıldığı gözlenmektedir.

9. Bulgular

Çalışmada ekonomi ve politikanın doğası farklı olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu doğrultuda, politika kısa vadeli, çabuk sonuç gerektiren, belirsizlik faktörünün önemli rol oynadığı ve toplumsal birlik ve bütünlük gerektiren bir ortamdır. Aksi takdirde, askeri darbe yada yasal olmayan ayaklanmaların doğma ihtimali söz konusudur. Oysa ekonomi bireysel karar ve özgürlüklerin geçerli olduğu, kısa, orta ve uzun gibi farklı dönemli uygulamaları ve özellikle de istikrarlı bir politik düzeni gerektiren bir ortamdır.

Ekonomi ve politika arasındaki farklılıklar, bu ikisinin bireysel ve toplumsal tercihler için karar alma, uygulama ve uygulamanın finansmanı gibi konularda zaman zaman çelişme ve çatışma noktasına gelmelerine neden olmaktadır. Bu durumda politikanın kanuni yetkilerinden dolayı, hükmen edindiği haklar ve politikanın sermayedarı ve üreticiyi koruma gerekçesiyle ekonomiye müdahale etmesine neden olmaktadır.

10.Tartışma

Politikada devletin ve/veya hükümetin haklarının tamamen alınması bağlamında bir durum söz konusu olmamaktadır. Çünkü böylesi bir durumda gerek ülke sınırları, gerekse demokrasi devam edememektedir. Ekonomi ve politika arasındaki uzlaşmanın sağlanabilmesi için, politikanın ekonomideki faaliyetlerinin sınırlandırılması gerekmektedir. Bu doğrultuda, ekonomi ve politika arasındaki çatışmanın temelinde ekonomik bir gerekçe piyasa başarısızlığı söz konusudur. Tartışma noktası ve zorunluluğu burada ikiye ayrılmaktadır; ilki, piyasa başarısının ortaya çıkması için, politik istikrarın sağlanması, ikincisi de, politikanın ekonomik hayattaki güçlerini, haklarını ve yetkilerini sınırlandırmaya ikna edilmesidir. İlkinin yapılması mümkün iken, ikinci kanun yapıcının yine meclis olması, politik gücün sınırlandırılmasında engel teşkil etmektedir. Çünkü politikacıların kendi güçlerini sınırlandıracak bir uygulamayı kabul edecekleri şüphelidir.   

Sonuç

Çalışmada, ekonomi ve politika ilişkisi doğrultusunda ekonomiye müdahale etme nedenleri araştırılmaktadır. Temel olarak, can ve mal güvenliğini koruma amacıyla ortaya çıkan devletin, kendi görev sınırları içine girmeyen bir alan olan ekonomide hareket serbestisine sahip olmasının nedenleri incelenmektedir.

Devletin ekonomide rolünün artması, serbest piyasa mekanizmasına aykırı olması yanında, çok daha önemli olarak devletin harcamalarını yükseltmesiyle ortaya çıkmaktadır. Bu harcamalar, gelirler tarafından finanse edilmediğinde, ekonomik dengelerin bozulmasına, iç-dış borçların ve üretimde karşılığı olmayan emisyon hacminin artmasına neden olabilmektedir.

Kaynaklar

1)    Bennett James T. And Johnson Manuel H., "The Political Economy of Federal Economic Growth, 1959-78", College Station, Texas A.M. University Press, 1980, çev Aytaç Eker, "Devletin Büyümesi Teorileri", yay. haz. Aytaç Eker, Coşkun Can Aktan, Kamu Ekonomisinin Genişlemesi ve Özelleştirme (Seçme Çeviriler), Takav Matbaası, İzmir, 1993.

2)    Brennan Gary, Buchanan James, "The Power To Tax: Analytical Foundations of Fiscal Constitution", 1980.

3)    Buchanan James M., "Why Does Government Grow?" , Thomas E. Borchering (Ed.), Budgets And Bureaucrats: The Sourches of Government Growth, Durham Duke University Press, 1977, çev. Mustafa Sakal, "Devlet Niçin Büyümektedir?", yay. haz. Aytaç Eker, Coşkun Can Aktan, Kamu Ekonomisinin Genişlemesi ve Özelleştirme (Seçme Çeviriler), Takav Matbaası, İzmir, 1993.

4)    Cameron David R., "The Expansion of The Public Economy: A Comparative Analysis", American Political Science Review, Vol 72, No:4, December 1978, çev. Asuman Altaylı, "Kamu Ekonomisinin Genişlemesi:Karşılaştırmalı Bir Analiz", yay. haz. Aytaç Eker, Coşkun Can Aktan, Kamu Ekonomisinin Genişlemesi ve Özelleştirme (Seçme Çeviriler), Takav Matbaası, İzmir, 1993.

5)    Doğan Yalçın, KİT ve Özelleştirme, Metis Yayınları, İstanbul, 1993.

6)    Downs Anthony, An Economic Theory of Democracy", New York, Harper and Row, 1957

7)    Eroğlu Ömer, “Devletin Büyümesi ve Ekonomik Sonuçları”, SÜ.İİBF Dergisi, 1999, sayı:4

8)    Flynn James J., Çağdaş İktisatçılar, çev. Ergün Tuncalı, Milliyet Kültür Klubü, İstanbul, 1967.

9)    Hiç Süreyya, Türkiye Ekonomisi, Menteş Kitabevi, 1988, İstanbul.

10)Kapani Münci, Politika Bilimine Giriş, Bilgi Yayınevi, Bilgi Yayınları/Bilgi Dizisi: 462/2, 5. Basım, 1989, İstanbul.

11)Kazgan Gülten, İktisadi Düşünce veya Politik İktisadın Evrimi, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1989.

12)Kılıçbay Ahmet, Politika ve Ekonomi, T. İş Bankası Kültür Yayınları, Genel Yayın No: 338, Ekonomi Dizisi:27, Ankara, 1994.

13)Kılıçbay Mehmet Ali, "El Kirliyse Yıkanır, Ya Toplum Kirliyse", Türkiye Günlüğü, sayı: 30, Eylül Ekim 1994.

14)Onur Sara, Özelleştirme Politikası ve Etibank Uygulaması, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, U.Ü. Sos. Bil. Ens., Bursa, 1994.

15)Oppenheimer Franz, Devlet, çev. Alaeddin Şenel, Yavuz Sabuncu, Kanak Yayınları, İstanbul, 1980.

16)Savaş Vural Fuat, "Demokrasinin Yeniden Yapılanması: Anayasal Ekonomi Ekolü", Demokrasi Gündemi, Sayı:18, 1994/II.

17)Savaş Vural Fuat, Politik İktisat, Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş., Yayın No: 90, İktisat Dizisi:11, 1986, İstanbul.

18)Seyidoğlu Halil, Ekonomik Terimler Ansiklopedik Sözlük, Güzem Yayınları, No: 5, Ankara, 1992.

19)Sheinbaum Stanley K., "Politika Bir Tercih Meselesidir", NPQ Türkiye, Cilt 1# 4.

20)Tekeli Şirin, D.Easton' un Politika Teorisine Katkısı Üzerine Bir İnceleme, Güzray Matbaacılık, İstanbul, 1976.

21)Toprak Metin, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ekonomisi, Kara Harp Okulu Basımevi, 1999, Ankara.

22)Wolf Charles, "A theory of Nonmarket Failure:Framework For Implementation Analysis", Andrew Levine, Schools of Thought In Politics 3 The State And Its Critics, Volume 1, Edward Elgar Publishing Limited, Cambridge, Great Britain, 1992.

63234 kez görüldü, 6 kez indirildi.

<< --
 
EBSCO
PROQUEST
CABELLS DIRECTORY
INDEX COPERNICUS
SOCIOLOGICAL ABSTRACTS
ASOS Akademia Sosyal Bilimler Index
Üye Girişi
DUYURULAR/HABERLER
Dergide yayınlanan yazılardaki görüşler ve bu konudaki sorumluluk yazarlarına aittir.
Ampirik veriler, değerlendirme sürecinde hakem veya hakemler tarafından talep edilirse, yazar veya yazarlar ilgili verileri paylaşırlar.
Bu verilerin bir başka çalışmada kullanılmaması esastır.
© 2000 - 2024 İş,Güç Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi