Yıl: 2000/ Cilt: 2 Sayı: 1 Sıra: 1 / No: 89 /     DOI:

Emek Geliri Sahiplerine Yönelik Özel İndirim Ve Özürlülük İndirimi Uygulaması
Yard.Doç.Dr. Adnan GERÇEK
Uludağ Üniversitesi - İ.İ.B.F. Maliye Bölümü

I. GİRİŞ

Herkesin mali gücüne göre vergilendirilmesi anlamına gelen adalet ilkesinin gerçekleştirilmesi, modern vergi sistemlerinin en önemli sorunlarından birisidir. Bu amaca ulaşabilmek için vergilerin her şeyden önce subjektifleştirilebilmesi ve yükümlünün ödeme gücünü belirleyen subjektif unsurların dikkate alınabilmesi gerekmektedir. Vergilemede subjektifleştirme, vergi yükümlüsünün ekonomik, sosyal, fizyolojik ve çalışma koşulları göz önüne alınarak ödeme gücünün tam olarak tespit edilmesi ve farklı oranlarda vergilendirilmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla, vergiler subjektifleştirmeyi sağladıkları ölçüde adil olmaktadırlar. Bir yükümlünün gerçek ödeme gücüne ulaşabilmek, ancak bazı tekniklerin uygulanabilmesiyle mümkün olmaktadır. Bunlar da artan oranlılık, en az geçim indirimi ve ayırma prensibidir. Vergilemede ödeme gücü ilkesini gerçekleştirmeye yarayan bu üç teknikten günümüzde en az geçerli olanı ayırma prensibidir. Diğer tekniklerden farklı olarak ayırma prensibi gelirin elde edildiği kaynak ile yükümlünün sosyal durumunu dikkate almakta ve diğer tekniklerin eksiklerini tamamlamaktadır. Çünkü, artan oranlılık ve en az geçim indirimi gelirin sadece nicesel (kantitatif) yönünü göz önüne aldığı halde, ayırma prensibi gelirin nitesel (kalitatif) yönünü de göz önünde bulundurmaktadır (Nadaroğlu, 1996:320). Ayırma prensibine göre, emek gelirlerinin sermaye gelirlerine göre daha düşük oranda vergilendirilmesi gerekmektedir.

Ülkemiz Gelir Vergisi uygulamasında, emek gelirleri ile sermaye gelirleri arasında bir ayırım yapmak için ücretlilerde “özel indirim” ve ücretliler, serbest meslek erbapları ile basit usulde ticari kazanç elde edenlere “sakatlık indirimi” uygulanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ülkemizde ayırma prensibini gerçekleştirmeye yönelik bu müesseseleri incelemek ve bunları vergilemede subjektifleştirilmenin sağlanması açısından değerlendirmektir.

II. ÖZEL İNDİRİM UYGULAMASI

Ayırma ilkesinin uygulama şekli ve subjektifleştirme aracı olarak Gelir Vergisinin 31. maddesinde özel indirim müessesesine yer verilmiştir. Özel indirim tutarları 27.11.1999 tarih ve 99/13465 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 1/1/2000 tarihinden itibaren uygulanmak üzere her hizmet erbabı için günde 625,000, ayda 18,750,000, yılda 225,000,000 lira olarak yeniden tespit edilmiştir.

Bakanlar Kurulu, özel indirim tutarlarını, sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücret tutarına kadar artırmaya yetkilidir. Bu yetki, sürekli olarak fiilen kalkınmada birinci ve ikinci derecede öncelikli yörelerde çalışanlar ile bu yörelerdeki il ve ilçelerde veya özel önem taşıdığı belirtilen sektörlerde çalışanların ücretleri için farklı tespit etmek suretiyle de kullanabilir. Nitekim, aynı BKK ile özel indirim tutarları, Adıyaman, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Hakkari, Mardin, Muş, Siirt, Şırnak, Tunceli ve Van illerinde günlük 875,000, aylık 26,250,000, yıllık 315,000,000 lira olarak tespit edilmiştir.

Özel indirimden sadece gerçek usulde vergilendirilen ücret geliri elde edenler yararlanabilir. Örneğin, serbest olarak çalışan doktorun elde ettiği gelir serbest meslek kazancı olduğu için bu kişinin meslek kazançlarına özel indirim uygulanmaz. Aynı doktorun serbest olarak değil de bir işyerinde çalışması halinde, elde ettiği ücrete özel indirim uygulanacaktır. Birden fazla ücret alan hizmet erbabının özel indirimden ayrı ayrı bir defadan fazla yararlanması mümkün değildir. Ücret geliri yanında diğer gelir unsurlarından da gelir elde edenler özel indirimden yararlanabilirler. Eşlerin her ikisinin de ücretli olarak çalışması durumunda, özel indirim her ikisinin ücretlerine de ayrı ayrı uygulanır. Emekli olduktan sonra ücretli olarak başka bir işte çalışan kişilerin özel indirimden yararlanmaları mümkündür. Ücret ödemelerinde, ödemeler günlük ise, günlük özel indirimleri, ödemeler aylık ise, aylık özel indirimleri uygulanır. Dar mükellefiyet esasına göre vergiye tabi olanlar özel indirimden yararlanamazlar. Ay içerisinde işe başlayan veya işi bırakan ücretliye, ay içerisinde çalışılan kısa dönem için ödemeler, aylık dönemler itibariyle yapılıyorsa, bu ücretli tam ay çalışmış gibi kabul edilerek, özel indirimin aylık ve tam olarak uygulanması gerekir. Bir işyerinden başka bir işyerine naklen atanmak suretiyle veya bir işyerinden ayrılıp diğer bir işyerinde çalışmaya başlayan hizmet erbabının o ayki ücretlerine, daha önceki işvereni tarafından özel indirim uygulanmamış ise, ikinci işvereni tarafından tam olarak uygulanır. Ancak, bu indirim önceki işvereni tarafından uygulanmış ise, ikinci işvereni tarafından uygulanmaz (Çetinkaya, 1997:104). Özürlülerin sürekli yaşadıkları “acı”yı tanımamak, Ciceron’un deyimiyle, “acıların en büyüğüdür”. Günümüz insanının ve onun oluşturduğu sosyal hukuk devletinin, bu tür “acı”lara ilgisiz kalması düşünülemez (Palamut, 1990:51). Özürlülerin topluma kazandırılması ve bu çerçevede yapılan düzenlemeler sosyal adalet, sosyal barış ve sosyal dayanışma açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, 30.05.1997 tarih ve 572 sayılı KHK ve 4382 sayılı Kanunla 50’den fazla işçi çalıştıran işverenlere, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesi uyarınca % 3 oranında özürlüyü, % 3 oranında eski hükümlüyü ve Terörle Mücadele Kanunu gereği % 2 oranında malûl ya da şehit olanların belli niteliklere sahip yakınlarını istihdam etme zorunluluğu getirilmiştir. İş Kanunu’nun 25. maddesi hükmüne aykırı hareketle özürlü ve eski hükümlü istihdam etmeyen işverenlere çalıştırmadığı her özürlü ve eski hükümlü adına her ay için 01.01.2000 tarihinden itibaren 188 milyon TL para cezası verilmekte olup; bu ceza tutarı her yıl Yeniden Değerleme Oranında artırılarak uygulanmaktadır.

Özürlülerle ilgili iş imkanlarının meydana getirilmesi, özürlü çalıştırma zorunluluğu, özürlüler için yaşanabilir bir çevre oluşturulması gibi düzenlemelerin yanısıra, özürlülerle ilgili en önemli konulardan birisi de vergilendirme aşamasında ortaya çıkmaktadır. Özürlü vatandaşların içinde bulunduğu zor koşulların düzeltilmesine katkıda bulunmak, özürlü kişilerle özürlü olmayanlar arasındaki rekabet eşitsizliğini kısmen de olsa gidermek ve kişilerin fizyolojik durumlarına göre farklı vergilendirilmesini sağlamak amacıyla vergi hukukunda bazı düzenlemelere yer verilmektedir. Bunlardan birisi de özürlü ücretli, serbest meslek erbabı ve basit usulde vergilendirilen imalat, tamirat ve küçük sanat işleriyle uğraşanların gelir vergisi matrahlarının hesaplanmasında dikkate alınan “özürlülük indirimi” uygulamasıdır (Gökbunar-Miynat, 1999:148).

Genelde “özürlülük indirimi”, vergi adaleti anlayışından hareketle, yalnız özürlülere tanınan kısmi ya da tam bir vergi bağışıklığıdır (Palamut, 1990:51). Gelir Vergisi Kanunu’nun 31/2. maddesinde gerçek usulde vergilendirilen ücretliler hakkında özürlülük indirimi uygulamasına yönelik hükümlere yer verilmiştir. Buna ilave olarak 4369 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesine 3 numaralı bent eklenerek, özürlülük indiriminin kapsamı genişletilmiştir. Buna göre, serbest meslek erbabı, basit usulde vergilendirilen imalat, tamirat ve küçük zanaat işleriyle uğraşanlar ile bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişi bulunan serbest meslek erbabı ve ücret geliri elde edenler de özürlülük indiriminden yararlanabilmektedirler. Bakmakla yükümlü olunan kişi ifadesinden; özürlü kişinin tabi olduğu çalışma mevzuatı veya bağlı bulunduğu sosyal güvenlik kurumunun mevzuatına göre bakmakla yükümlü sayılan anne, baba, eş ve çocukları anlaşılmaktadır. Çocuklarda yaş sınırlamasına gidilmeksizin işlem yapılmaktadır (Gelir Vergisi Genel Tebliği Seri No: 222). Özürlülük indirimi uygulaması bakımından Gelir Vergisi Kanunu’nun 31/2. maddesine göre özürlüler üç gruba ayrılmışlardır; çalışma gücünün asgari %80’ini kaybedenler birinci derecede, asgari %60’ını kaybedenler ikinci derecede ve asgari % 40’ını kaybedenler üçüncü derecede özürlü sayılmışlardır. İndirim tutarı da derecelere göre farklılaştırılmış şekilde özel indirimin katları şeklinde tespit edilmiştir. Buna göre, özürlülük indirimi, özel indirim tutarının 1) Birinci derecede özürlüler için sekiz katı, 2) İkinci derecede özürlüler için dört katı ve 3) Üçüncü derecede özürlüler için iki katı şeklinde uygulanmaktadır.

Özürlülük indiriminden gerçek usulde vergiye tabi ücretli veya bakmakla yükümlü olduğu bir kişinin yararlanması halinde, aylık ücretin hesaplanmasında diğer indirimlerle birlikte özürlülük indiriminin de vergiye tabi matrahtan indirilmesi gerekmektedir. Özürlülük indiriminden yararlanacak birden fazla kişinin bulunması durumunda, söz konusu hesaplama her kişi için ayrı ayrı yapılmakta ve indirim toplu olarak dikkate alınmaktadır. Özürlü hizmet erbabı ile bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişi bulunan hizmet erbabı, özürlülük indiriminin yanında özel indirimden de yararlanmaktadır. Özürlü serbest meslek erbabı ile serbest meslek erbabının bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişi bulunması durumunda özürlülük indiriminin yıllık tutarı, serbest meslek erbabının beyan edeceği serbest meslek kazancından düşülür. İndirimden yararlanma hakkına sahip basit usulde vergilendirilen özürlülere uygulanacak özürlülük indiriminin yıllık tutarı ise, Gelir Vergisi Genel Tebliği Seri No: 215’de belirlenen esaslar çerçevesinde hesaplanan kazançtan indirilir (Bilen, 1998:114). İndirim, beyan edilecek serbest meslek kazancı ve basit usulde vergilendirilen kazanç tutarı ile sınırlı olup, kazancın yetersiz olması halinde sonraki yıla devredilemez

III. ÖZÜRLÜLÜK İNDİRİMİNİ UYGULAMA ESASLARI

Özürlülük indiriminin uygulama esasları 28.4.1981 tarih ve 17324 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli İle Uygulaması Hakkında Yönetmelik”te belirlenmiştir. 4369 sayılı Kanunla, özürlülük indiriminin kapsamının genişletilmesinden sonra, Gelir Vergisi Genel Tebliği seri No: 222 ile özürlülük indiriminin uygulama esaslarında bazı değişiklikler ve ilaveler yapılmıştır. Buna göre, özürlülük indiriminden yararlanmak isteyenler bir dilekçe ve ekleyecekleri aşağıda belirtilen belgelerle birlikte, illerde Defterdarlık Gelir Müdürlüğü’ne, bağımsız vergi dairesi bulunan ilçelerde Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne, vergi dairesi bulunmayan ilçelerde ise Malmüdürlüğü’ne başvurmaları gerekmektedir. Özürlülük indiriminden yararlanmak isteyenlerin durumuna göre dilekçelerine eklemeleri gereken belgeler şunlardır:

1) Özürlü Hizmet Erbabı İçin:

a) Çalıştığı işyerinden alacağı hizmet erbabı olduğunu gösterir belge,

b) Nüfus cüzdanı örneği ve üç adet fotoğraf.

 2) Hizmet Erbabının Bakmakla Yükümlü Olduğu Özürlü Kişiler İçin :

a) Ücretlinin çalıştığı işyerinden alacağı hizmet erbabı olduğunu gösterir belge,

b) Özürlü kişilerin nüfus cüzdanı örneği ve üç adet fotoğrafı,

c) Özürlü kişiye bakmakla yükümlü olunduğunu gösteren belge olarak, ücretlinin çalıştığı işyerinden veya durumuna göre kayıtlı olduğu sosyal güvenlik kuruluşundan aldığı özürlü kişiye ait sağlık karnesinin kimlik bilgilerini içeren sahifelerinin bir örneğini,

3) Özürlü Serbest Meslek Erbabı İçin :

a) Vergi kimlik numarasını gösteren belge,

b) Nüfus cüzdanı örneği ve üç adet fotoğraf,

 4) Serbest Meslek Erbabının Bakmakla Yükümlü Olduğu Özürlü Kişiler İçin :

a) Serbest meslek erbabının vergi kimlik numarasını gösteren belge,

b) Özürlü kişilerin nüfus cüzdanı örneği ve üç adet fotoğrafı,

c) Özürlü kişiye bakmakla yükümlü olunduğunu gösteren belge olarak, serbest meslek erbabının kayıtlı olduğu sosyal güvenlik kuruluşundan aldığı bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişiye ait sağlık karnesinin kimlik bilgilerini içeren sahifelerinin bir örneğini,

5) Sakatlık İndiriminden Yararlanma Hakkına Sahip Basit Usulde Vergilendirilen Özürlüler İçin :

a) Bir dilekçe ve Vergi kimlik numarasını gösteren belge,

b) Nüfus cüzdanı örneği ve üç adet fotoğraf.

Defterdarlık Gelir Müdürlükleri, Vergi Dairesi Müdürlükleri ve Malmüdürlükleri sakatlık indiriminden yararlanmak için kendilerine başvuran hizmet erbabının adı ve soyadını, baba adını, doğum yeri ve tarihini, çalıştığı işyeri ile bilfiil yaptığı işi (mesleğini) Maliye Bakanlığınca bastırılarak dağıtılan ve örneği söz edilen yönetmelikte yer alan rapor formlarını üç suret olarak doldurduktan sonra bir yazıya ekleyerek yönetmeliğin 6. maddesinde belirtilen hastanelerden en yakın olanına sevk etmektedir.

Sağlık kurulu raporunu düzenlemeye sakatlıkla ilgili dal uzmanının bulunduğu Sağlık Kurulu bulunan Devlet, Belediye, Sosyal Sigortalar ile diğer Kamu Müessesesi Hastaneleri yetkilidir. Karar verecek sağlık kurulunda sakatlıkla ilgili dal uzmanının bulunması şarttır. Düzenlenen sağlık kurulu raporunun bir sureti özürlü kişiye verilir, bir sureti resmi yazıyla ilgili Defterdarlık Gelir Müdürlüğü, Vergi Dairesi Müdürlüğü veya Malmüdürlüğü’ne gönderilir ve bir sureti de hastanede saklanır. Defterdarlık Gelir Müdürlükleri, Vergi Dairesi Müdürlükleri veya Malmüdürlükleri yukarıda belirtilen sağlık kuruluşları tarafından düzenlenerek gönderilen raporları Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan Merkez Sağlık Kuruluna gönderirler. Merkez Sağlık Kurulu, yetkili sağlık kuruluşlarınca düzenlenen raporlarda yer alan laboratuar bulgularını, klinik muayene bulgularını, sakatlık bulgularını, teşhisi inceler ve rapor formunda kendine ait bir bölüm açarak karar bölümüne Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe ekli cetvellerde yer alan sakatlık arızalarına göre çalışma gücü kayıp oranlarını dikkate alarak hizmet erbabının sakatlığı nedeniyle çalışma gücünü hangi oranda kaybettiğini rakamla ve yazıyla belirtmek suretiyle karar verir.

Laboratuar bulguları, sakatlık bulguları, klinik muayene bulguları ve teşhis ile söz konusu cetvellerde belirtilen ve rapora ilgili sağlık kurulunca yazılan oranlar arasında çelişki görülmesi halinde Kurul, Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe ekli cetvellerde yer alan sakatlık arızalarına göre çalışma gücü kayıp oranları doğrultusunda re'sen ve nihai olarak karar verir. Kurul, gerek görmesi halinde bu raporu bir daha incelenmek üzere raporu veren hastaneye iade edebilir veya hizmet erbabının çalışma gücü kayıp oranlarının tespiti için yetkili başka bir sağlık kuruluna gönderilmesini isteyebilir. Maliye Bakanlığı Merkez Sağlık Kurulu tarafından incelenmiş ve kesin karara bağlanmış olan raporlar ücretlilerde işverene, diğerlerinde kendilerine verilmek üzere Defterdarlığa gönderilmektedir.

Ülkemizde Gelir Vergisinin yarısından fazlasını ödeyen ücretlilerin farklı bir şekilde vergilendirilmelerini sağlamak amacıyla uygulanan özel indirim ve sakatlık indirimi vergilemede subjektifleştirmenin en iyi örneklerini teşkil etmektedir (Şenyüz, 1999:148). Ancak, dört kişilik bir ailenin sadece mutfak masraflarının 200 milyon TL’nin üzerinde olarak hesaplandığı ülkemizde, özel indirim tutarının çok düşük kaldığı aşikar olup bunun bir an önce asgari ücret seviyesine çıkarılması gerekmektedir. Diğer taraftan, nüfusumuzun % 10’undan fazlasını oluşturan 7,5 milyon özürlünün sadece % 1’i istihdam edilebilmekte, okuma-yazma çağındaki yaklaşık 50 bin görme özürlüden, ancak % 2’ine eğitim verilebilmektedir. İşsizliğin aşırı boyutlara ulaştığı ülkemizde, özürlülerin istihdam edilmesinin toplumsal vicdan tarafından benimsenerek desteklenmesi büyük önem taşımaktadır (Gökbunar-Miynat, 1999:153). 4369 sayılı Kanunla “özürlülük indirimi” ile ilgili çok isabetli düzenlemeler yapılmıştır. Ancak, özürlülerin yaşadıkları fizyolojik ve sosyo-psikolojik acıyı hafifletmek ve fizyolojik kritere göre vergilemede subjektifleştirmeyi tam olarak sağlamak için, özürlülük indirimi müessesesinin kapsamı tüm gelir unsurlarını kavrayacak şekilde genişletilmelidir.

Özürlülük indirimi miktarının “özel indirim” miktarı ile irtibatlandırılması yerine, birinci derecede hizmet erbabı özürlülere tam vergisel bağışıklık sağlanmalı, ikinci derecede özürlülere ücretinin % 50’si oranında, üçüncü derecede özürlülere ise ücretinin %25’i oranında özürlülük indirimi tanınmalıdır. Diğer gelir unsurlarından kazanç elde eden yükümlüler için ise özürlülük indirimi miktarı asgari ücretin yıllık brüt tutarı ile ilişkilendirilerek, birinci derecede özürlüler için asgari ücretin yıllık brüt tutarı kadar, ikinci derecede özürlüler için asgari ücretin yıllık brüt tutarının % 75’i kadar ve üçüncü derecede özürlüler için asgari ücretin yıllık brüt tutarının % 50’si kadar bir indirim tanınmalıdır. Ayrıca, kanunda “sakatlık indirimi” kavramı kullanılmıştır. Oysa “sakatlık” sadece fiziki özürlülüğü içerdiğinden, “sakatlık indirimi” yerine “özürlülük indirimi” kavramının kullanılması daha isabetli olacaktır.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

BİLEN, Cavit, “4369 Sayılı Kanun’la Yürürlüğe Giren Sakatlık İndirimi”, Yaklaşım, Yıl 6, S. 70, (Ekim 1998), ss. 112 – 115.

BİLGİN, Kamil; “Çalışan veya Çalışmak İsteyen Özürlülerin Verimliliklerinde Mesleki İyileştirme”, III. Verimlilik Kongresi font-family: > Bildiriler (14-16 Mayıs 1997), Ankara: MPM Yayını No: 599, 1997.

ÇETİNKAYA, Cihat; “Özel ve Sakatlık İndirimlerinin Uygulanmasına İlişkin Esaslar”, Yaklaşım, Yıl 5, S. 50, (Şubat 1997), ss. 103 – 110.

Gelir Vergisi Genel Tebliği Seri No: 222, 24.02.1999 tarih ve 23621 sayılı Resmi Gazete.

GÖKBUNAR, Ramazan – MİYNAT, Mustafa; “Gelir Vergisinde Özürlülük İndirimi Uygulaması”, Vergi Dünyası, Yıl 19, S. 219, (Kasım 1999), ss. 148 – 157.

NADAROĞLU, Halil; Kamu Maliyesi Teorisi, 9. Baskı, İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş., 1996.

PALAMUT, Mehmet; “Özürlülerin Vergilendirilmesi”, Banka ve Ekonomik Yorumlar, Yıl 27, S. 8, (Ağustos 1990), ss. 51 – 53.

Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli İle Uygulaması Hakkında Yönetmelik, 28.4.1981 tarih ve 17324 sayılı Resmi Gazete.

ŞENYÜZ, Doğan; Türk Vergi Sistemi, 5. Baskı, Bursa: Ezgi Kitabevi Yayınları, 1999.

38863 kez görüldü, 0 kez indirildi.

<< --
 
EBSCO
PROQUEST
CABELLS DIRECTORY
INDEX COPERNICUS
SOCIOLOGICAL ABSTRACTS
ASOS Akademia Sosyal Bilimler Index
Üye Girişi
DUYURULAR/HABERLER
Dergide yayınlanan yazılardaki görüşler ve bu konudaki sorumluluk yazarlarına aittir.
Ampirik veriler, değerlendirme sürecinde hakem veya hakemler tarafından talep edilirse, yazar veya yazarlar ilgili verileri paylaşırlar.
Bu verilerin bir başka çalışmada kullanılmaması esastır.
© 2000 - 2019 İş,Güç Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi